Eksik Gramaj

Bugün yirmi bir gram eksilmiş olarak ayak bastım yeryüzünün topraklarına. Fena mıydı şimdi sarılmak diye düşünüyorum bir ateş selinin ortasında. Öyle mahvolmuştum ki sana, tişört yırtık, surat tıraşsız, ayna paramparça. Hakikate bükemeseydim boynumu, keşke vurulsaydı da. Üzüntü denileni kucaklamaktan başka bir dil bilmiyor artık kollarım. Senin adını avcuma yazsınlar diye içim gitti ama yazılmadı diye … Okumaya devam et Eksik Gramaj

Ben Kuklaydım, Ne Bileyim

Kaçarken iplerine dolanmış bir kuklaydım benbütün ürkünçlüğüme rağmen en az bir defa Japonya’dabulunmak istemiştim seninle sakuralar açarkenmisal yapraklar yağışı andıran bir tavırlasaçlarından omuzlarına düşüyorduben seni her ömürde bir kez rastlananbir bahar doğumu diye izlerkenbırak, kimin kimden öykündüğüne dair düşüncelersüzülsün akıl koridorlarımdabugün dolunay var ve ben yazıldığı şekliyle okunanbir dolu sevgiler deriyorum onaışığının iplerime damlayıp bir … Okumaya devam et Ben Kuklaydım, Ne Bileyim

Mezarlıklar Müdürüyüm Afedersin

Ağaca bakan adamı izleyen adam dış ses olarak anlatıyor: Yüreğini kaplayan ince zar eriyip gitmiş. O da onu sarmış kalbine, bir arada dursun diye et yığınından fazlası olarak. Sükuneti cephane olarak kuşanmış. Bir renk keşfetmiş, keşfe onun adıyla seslenmiş. Sırçaları eline batsa da taşımaktan yüksünmüyor bu tuhaf duyguları. Pürüzsüz camlardan kesilmişe benzeyen gözyaşları. Geçmişte bir … Okumaya devam et Mezarlıklar Müdürüyüm Afedersin

Nüfus Kıyımı

Güzel beyaz gömleğini giyip,gömlekten daha güzel şeyler düşlerkenkan damlamış yakasınaGözleri yerinde olduğu halde görmüyorDüşünüyor:tek batında kaç ölü doğururmuş hayat meselaDikenli tuzakların arasındansüzülüyor boyası sökülmüş koridorlardaAraf bana vadedilmiş, sığ sular sanaAnnesi peynir ekmek kokanbir çocukluk fotoğrafınıgöndermiş taahhütlü postaylaKokuyu duyduğunda hala hayatta olanbir hatırayı gözlüyor.Arkasında yazıyor: “Kimse kimseye demez bunu.Zaten aşklar öyle doğmaz ve büyümez.Annen.” Kentimizde düğmeler … Okumaya devam et Nüfus Kıyımı

Artakalan

“Hangi dağ efkârlıysa biz oradayızPerişan edilen her şey bizimdir.”Ahmet Telli Bir sertifika daha aldım, bir branşını daha hatmettim insanın. İnsan denilen varlığın hangi uçlara kadar açılabileceği, derin dehlizlerde yolunu gözü kapalı bulabilen, hatta o dehlizleri inşa etmeye kadar gidebileceği konusunda bir kez daha ve yeniden öğrendiklerimin üzerine bir blok daha yerleştirdim. Doğrusu epeyce yıkıldım. Beton … Okumaya devam et Artakalan

Ben Mesela, ooOoo Şayir Batuhan – 2

Soruyor annesi, hangi kıyafetini giyeceksin? Bahriyelerimi, diyor dili döndüğünce. Çok sevdiği vapura bindirmek için annesinin onu götürdüğü Eminönü’nde görmüştü bir keresinde üç denizci askeri. Pırıl pırıl kıyafetlere aşık olmuştu. O zaman karar vermişti bahriyeli olmaya. Ağlaya sızlaya aldırmıştı annesine o üniformayı. Giydirdi üstünü annesi, altından ipliklere benzeyen uzunca saçlarını yana doğru taradı. Ağladı bir süre … Okumaya devam et Ben Mesela, ooOoo Şayir Batuhan – 2

313

Geçen yıl bu zamanlar çok kötüydüm. Hayat damarlarımdan biri kopmuştu. Şimdi daha az kötüyüm. Damar yerine bir pipet iliştirmişim de akışı yarım yamalak o şekilde sağlıyorum. Önce uzaklığa ve özlemlerime göre sınıflandırmak istedim ama bu soyutluğu tarif edecek kabiliyette değilim. Üç yıl, bir ay ve üç gün boyunca mevsimlerine ayırdım İstanbul’dan çıktıktan sonra üstlendiğim ne … Okumaya devam et 313

Loch yani Delik

Çok yıllar evvel söylemiştim, hayatımı sık sık altüst ediyorum, çiğ kalan yerlerim de pişsin diye. Ama kendimi tavadaki ateşin büyüsüne kaptırıp biraz fazla pişirmiş olabilirim. Derin bir yanık tadı geliyor. Bu torna beni benden aldı, bambaşka bir adam oydu geriye kalan madeni kütleden. Çok acıklı şeyler de yaşandı. Birkaç saat dursanız tüm cilanızın döküleceği yerlerde hayatta kaldım dört yıl.

Klinik Bulgu

On altı mevsim oldu bugün. Sevdiğim ne varsa hafızamda kalan bir resme dönüşeli. Zamanı da kendim gibi ilaçlarla bastırıyorum. Duvarlar konuşmasa da bazen mimiklerini görüyorum. Ve ben yine, yıllar önce sorduğum bir soruyu soruyorum kendime: Biz hangi günahın tohumuyuz? Tavan ve yitenler bir. Pervane hâlâ dönüyor. Kan kokusu hiç gitmiyor burnumdan. Belki de gidecek başka … Okumaya devam et Klinik Bulgu

Eriyik

Bir tuhaflık var.Bu yaşıma kadar kendimi gizlemek için üzerime sardığım ne varsa uçup gitmiş. Çıplak kalmış gibi hissediyorum. Bir kırılma yaşadım. Tuz buz oldu içinde saklandığım kabuk. İlk başlarda alev gibi bir şeydi; yakıcıydı. Ama arındıran bir yanış oldu bu. Benliğimin, hatta fiziğimin yeniden şekillendiğini, çevreyi ve dünyayı algılama şeklimin değişmesini izliyorum şimdilik. Mümkün olduğu … Okumaya devam et Eriyik