N’alakaysa Bu Keşmekeşin Ortasında

Seni aşmanın yollarını arıyorum ama cevap veren yok. Fezada savrulan serseri bir göktaşıydım ben yavrum; sana çekildim. Yüzüme çekidüzen veren avcun ve onu kavrayan dudaklarım. Gelmiş ve gelecek bütün yenilgiler zafere bürünüyor. Çocukken keyif aldığın yaz öğlenlerini getiriyordum ambalajında. Sonra ellerim de vardı yanımda. Belki onlara bir iş falan ayarlardın saçlarında. Doğup büründüğün dünyaları anlatsaydın … Okumaya devam et N’alakaysa Bu Keşmekeşin Ortasında

Sen Tam Olarak Nerede Duracaktın?

Maalesef artık sesin duyulmayacak salondan. Zaten hiç duyulmamıştı ya. Belli ki aynı duvarların arasında var olmak bize yasak kılındı. Yazık. Kayıp ve ayıp bazı ömürler daha. Sevgiden, rahmetten bir elbise örmüştüm sana. Düştüğü yerimi eriten yağmurlar başladı sonra. Ben bazı memleketler gibi işgal ve yağma görmüş ama ayakta da kalmaya çalışan hâllerdeydim. Sevgiden ha çatladı … Okumaya devam et Sen Tam Olarak Nerede Duracaktın?

Kayıp Kısım

Ne biçim şeyler oldu son dokuz yılda. 2017’den bu yana ansiklopediler dolusu değişimler oldu. Önceki yazılarda hep bahsetmiştim, sanki başka biri var bedenimde yaşayan diye. Bugün artık o başka biri daha belirgin. Eski ben daha silik bir hâle geldi. Belki %70’e 30’dur şimdi karışımım. İki yıl önce bir psikiyatri kliniğinde, benden daha yıkılmışların da olduğu … Okumaya devam et Kayıp Kısım

Mezarlıklar Müdürüyüm Afedersin

Ağaca bakan adamı izleyen adam dış ses olarak anlatıyor: Yüreğini kaplayan ince zar eriyip gitmiş. O da onu sarmış kalbine, bir arada dursun diye et yığınından fazlası olarak. Sükuneti cephane olarak kuşanmış. Bir renk keşfetmiş, keşfe onun adıyla seslenmiş. Sırçaları eline batsa da taşımaktan yüksünmüyor bu tuhaf duyguları. Pürüzsüz camlardan kesilmişe benzeyen gözyaşları. Geçmişte bir … Okumaya devam et Mezarlıklar Müdürüyüm Afedersin

Nüfus Kıyımı

Güzel beyaz gömleğini giyip,gömlekten daha güzel şeyler düşlerkenkan damlamış yakasınaGözleri yerinde olduğu halde görmüyorDüşünüyor:tek batında kaç ölü doğururmuş hayat meselaDikenli tuzakların arasındansüzülüyor boyası sökülmüş koridorlardaAraf bana vadedilmiş, sığ sular sanaAnnesi peynir ekmek kokanbir çocukluk fotoğrafınıgöndermiş taahhütlü postaylaKokuyu duyduğunda hala hayatta olanbir hatırayı gözlüyor.Arkasında yazıyor: “Kimse kimseye demez bunu.Zaten aşklar öyle doğmaz ve büyümez.Annen.” Kentimizde düğmeler … Okumaya devam et Nüfus Kıyımı

Kapıların Arkasındaki Hakikat

Dört buçuk yıl bu güzel manzaralara bakıp düşündüm. Bu güzel manzaraların çeşit çeşit hallerini gördüm; dört mevsim, on iki ay... Aklınıza gelebilecek, aklınızın yakınından dahi geçmeyecek envaiçeşitlilikte ve uçuklukta düşüncelerle her şeyi baştan başa taradım. Saatlerce o düşüncelerin içinde kayboluyordum. Hak, adalet, memleket, âdemoğulları, Havva kızları, uzay boşlukları, henüz bilmediklerimiz de dahil türlü türlü hayvanlar, … Okumaya devam et Kapıların Arkasındaki Hakikat

Çağırılan

Bir sabah vaktiydi çıktım yola. Bir sabah vaktiydi; geri dönemeyeceğimi bilmeden çıktım. Bir cebimde ödünç alınmış bir miktar para —ki aslında faturaları ödeme görevinden azat edilmişler—. Diğer cebimde de, o da ödünç alınmış, az biraz hayat. Bir başka cebimde ise Davut’un yıldızına benzeyen bir kolye duruyor. Bir ismi dahi var. Üstelik çocukluğumu saklıyor içinde. Boynuna … Okumaya devam et Çağırılan

Artakalan

“Hangi dağ efkârlıysa biz oradayızPerişan edilen her şey bizimdir.”Ahmet Telli Bir sertifika daha aldım, bir branşını daha hatmettim insanın. İnsan denilen varlığın hangi uçlara kadar açılabileceği, derin dehlizlerde yolunu gözü kapalı bulabilen, hatta o dehlizleri inşa etmeye kadar gidebileceği konusunda bir kez daha ve yeniden öğrendiklerimin üzerine bir blok daha yerleştirdim. Doğrusu epeyce yıkıldım. Beton … Okumaya devam et Artakalan

Ben Mesela, ooOoo Şayir Batuhan – 2

Soruyor annesi, hangi kıyafetini giyeceksin? Bahriyelerimi, diyor dili döndüğünce. Çok sevdiği vapura bindirmek için annesinin onu götürdüğü Eminönü’nde görmüştü bir keresinde üç denizci askeri. Pırıl pırıl kıyafetlere aşık olmuştu. O zaman karar vermişti bahriyeli olmaya. Ağlaya sızlaya aldırmıştı annesine o üniformayı. Giydirdi üstünü annesi, altından ipliklere benzeyen uzunca saçlarını yana doğru taradı. Ağladı bir süre … Okumaya devam et Ben Mesela, ooOoo Şayir Batuhan – 2

313

Geçen yıl bu zamanlar çok kötüydüm. Hayat damarlarımdan biri kopmuştu. Şimdi daha az kötüyüm. Damar yerine bir pipet iliştirmişim de akışı yarım yamalak o şekilde sağlıyorum. Önce uzaklığa ve özlemlerime göre sınıflandırmak istedim ama bu soyutluğu tarif edecek kabiliyette değilim. Üç yıl, bir ay ve üç gün boyunca mevsimlerine ayırdım İstanbul’dan çıktıktan sonra üstlendiğim ne … Okumaya devam et 313