
Eveeeet. Bir şiddet ve pornografi dolu faz daha bitti. Bir kez daha altüst olan her şey yeniden inşa ediliyor. Çok yıllar evvel söylemiştim, hayatımı sık sık altüst ediyorum, çiğ kalan yerlerim de pişsin diye. Ama kendimi tavadaki ateşin büyüsüne kaptırıp biraz fazla pişirmiş olabilirim. Derin bir yanık tadı geliyor. Bu torna beni benden aldı, bambaşka bir adam oydu geriye kalan madeni kütleden. Çok acıklı şeyler de yaşandı. Birkaç saat dursanız tüm cilanızın döküleceği yerlerde hayatta kaldım dört yıl. Görünmeyen düşmanlarla dövüştüm soluksuz. Dünyanın bütün gelişmemiş köşelerinde ne kadar pislik varsa ayağıma kadar geldi; bir kenarından da olsa şahit olmak, tadına bakmak zorunda kaldım. Tüm rezaletin neredeyse gün gün, an an yazılı ve görsel kayıtları var. Bir sergi açacağım bu görsellerden ve yazılardan. Adını da “Göt Deliği” yapmak istiyorum. Bir göt deliğinde yaşadım çünkü dört yıl boyunca. Dünyanın bütün boku oradaydı, bütün sikleri oraya giriyordu ve ben orada yaşadım kana kana. Yaşamak zorunda kaldım. Üstelik alışmak yok; her an giderek katlanan bir zulüm. Dört yıl bütün kötü duygulara alışamadan, her gün, yeniden, tekrar tekrar aynı çöküntüleri hissetmek ve her seferinde sırtımda hissettiğim o ağırlık. Geçen kış artık taşıyamadım ne kendimi ne hayatımı. Bıraktım kendimi o derin karanlık boşluğa. Bir kış boyu süren düşüş bir bahar günü nihayete erdi. Ben zeminde uzandığımı kabullenmiştim. Nisan ayıydı. Çocuk sesleri gibi bir hava. İşte beni de mahvetmiş olmalı ki istifa etmek istedim kendimden. Bu istek o kadar kuvvetliydi ki vecd haline yürüdüm. Ötenazi soruyordum odadan içeri giren ambulans ekibine kendi iradem dışında. Dilimin altına saniyeler içinde eriyip kaybolan bir ilaç bıraktı kızcağız. Gözleri tanıdık bir maviydi. Birkaç dakika sonra her şey derinleşip sakinleşti. Hastane odasında uyandım sonra. Akşamüzeriydi. Sigara içmek için ortak salonun balkonuna çıktığımda bir kenara çekilip olan biteni anlamaya çalıştım. Hiç kimseyi tanımadığım ve hayatta kalmak için geldiğim bir ülkede bir psikiyatri kliniğinde bir başıma bir kenara sinmiş sigara içiyor, neyin içinde olduğumu anlamaya çalışıyor ve kulaklıktan gelen müzik yüzünden ağlamamak için dudaklarımı ısırıyordum. Yine de biriken yaşlar dökülüyordu boncuk boncuk. Hemen çaprazımda punkçı bir kız oturuyordu. Saçlarındaki renkler çok güzeldi ama pişmemiş kokoreçe benzeyen kolları renklerin önüne geçiyordu. Benim diyen Müslümcüde yoktu Lora’nın façaları.
Ucu bucağı olmayan bir arazi içine kurulmuş hastane. Her yeri ağaç, orman, süs havuzları, kuş cıvıltıları. Güzel de zaman da gitmişim, bahar yeni yeni düşüyor topraklarımıza. Bir köşe buldum o kocaman bahçede kendime. Süs havuzuna bakan bir bank. Günlerce orada saatlerimi harcadım. Bazen boş boş akan suya baktım, bazen oturduğum yerden alemleri dolaştım. Şimdi fark ediyorum ki aslında orada her gün parça parça kendimi bırakmışım bir daha geri almamak üzere. Çok acayip hesaplaşmalarım oldu kendimle. Bazı konularda yerden yere vurdum, bazı konularda hakkımı teslim ettim. Nebi olmanın nasıl bir şey olduğunu da hissettim o anlarda. Sonra oradan bambaşka bir insan olarak çıktım. Doğrusu çok fayda sağlıyor ama biraz hissiyattan eksik.
Dört kış geçirdim pisliğin içinde. Dört ilkbahar, dört yaz ve dördüncü sonbahar biterken ipimi çözdü ulviler, azad edildim kanımı akıtma törenlerinden. Bütün bu olan bitenden geriye kalan tek avuntum, çok ciddi tecrübeler edindim felsefi anlamda. Büyük yazarların kıskanacağı tecrübeler yaşadım, anlar geçirdim. Bence benim için yaşanabilecek olumsuz tecrübelerde geriye sadece bir dünya savaşı kaldı; o da pek uzak değil, rabbim eksik olmasın onun da tadına baktıracak kısmetse… Bence benim için çok büyük olumlu bir şey olacak hayatımı değiştiren, hemen ondan sonra savaş çıkacak. Bakalım müneccim dalgası mı yedik, yoksa malum mu oldu. Zaman gösterir.
Şimdi ne olacak bilmiyorum. Acele etmiyorum. Yavaş yavaş inşa ediyorum yeni hayatımı. Kuşlar gibi, gide gele bir parça iliştiriyorum.
Her şey geçecek. Bir gün ben de geçeceğim. Hepimiz. Daha önce de bir yazımda söylemiştim: Her şey bitiyor, bitecek. Peki, başlayacak olanların durumu nedir?
Bölüm Sonu Canavarı