Gelmiş Bulundum

Eskiden Facebook zaman tünelime bu üstte gördüğünüz gibi notlar bırakırdım. İleride şu olabilir, kendimi şu durumun içinde bulacağımı hissediyorum tarzında notlar. Elbette neredeyse tamamı olumsuz şeyler. Bu ekran görüntüsünde gördüğünüz not 2023 yılında yazıldı ama bahse konu o olumsuz hislerimi yaşarken takvimler 2013 yılını gösteriyordu. Bugün tam da bu yazdığım durumun içerisindeyim. Hava şartlarına kadar … Okumaya devam et Gelmiş Bulundum

N’alakaysa Bu Keşmekeşin Ortasında

Seni aşmanın yollarını arıyorum ama cevap veren yok. Fezada savrulan serseri bir göktaşıydım ben yavrum; sana çekildim. Yüzüme çekidüzen veren avcun ve onu kavrayan dudaklarım. Gelmiş ve gelecek bütün yenilgiler zafere bürünüyor. Çocukken keyif aldığın yaz öğlenlerini getiriyordum ambalajında. Sonra ellerim de vardı yanımda. Belki onlara bir iş falan ayarlardın saçlarında. Doğup büründüğün dünyaları anlatsaydın … Okumaya devam et N’alakaysa Bu Keşmekeşin Ortasında

Sen Tam Olarak Nerede Duracaktın?

Maalesef artık sesin duyulmayacak salondan. Zaten hiç duyulmamıştı ya. Belli ki aynı duvarların arasında var olmak bize yasak kılındı. Yazık. Kayıp ve ayıp bazı ömürler daha. Sevgiden, rahmetten bir elbise örmüştüm sana. Düştüğü yerimi eriten yağmurlar başladı sonra. Ben bazı memleketler gibi işgal ve yağma görmüş ama ayakta da kalmaya çalışan hâllerdeydim. Sevgiden ha çatladı … Okumaya devam et Sen Tam Olarak Nerede Duracaktın?

Mezarlıklar Müdürüyüm Afedersin

Ağaca bakan adamı izleyen adam dış ses olarak anlatıyor: Yüreğini kaplayan ince zar eriyip gitmiş. O da onu sarmış kalbine, bir arada dursun diye et yığınından fazlası olarak. Sükuneti cephane olarak kuşanmış. Bir renk keşfetmiş, keşfe onun adıyla seslenmiş. Sırçaları eline batsa da taşımaktan yüksünmüyor bu tuhaf duyguları. Pürüzsüz camlardan kesilmişe benzeyen gözyaşları. Geçmişte bir … Okumaya devam et Mezarlıklar Müdürüyüm Afedersin

Nüfus Kıyımı

Güzel beyaz gömleğini giyip,gömlekten daha güzel şeyler düşlerkenkan damlamış yakasınaGözleri yerinde olduğu halde görmüyorDüşünüyor:tek batında kaç ölü doğururmuş hayat meselaDikenli tuzakların arasındansüzülüyor boyası sökülmüş koridorlardaAraf bana vadedilmiş, sığ sular sanaAnnesi peynir ekmek kokanbir çocukluk fotoğrafınıgöndermiş taahhütlü postaylaKokuyu duyduğunda hala hayatta olanbir hatırayı gözlüyor.Arkasında yazıyor: “Kimse kimseye demez bunu.Zaten aşklar öyle doğmaz ve büyümez.Annen.” Kentimizde düğmeler … Okumaya devam et Nüfus Kıyımı

Artakalan

“Hangi dağ efkârlıysa biz oradayızPerişan edilen her şey bizimdir.”Ahmet Telli Bir sertifika daha aldım, bir branşını daha hatmettim insanın. İnsan denilen varlığın hangi uçlara kadar açılabileceği, derin dehlizlerde yolunu gözü kapalı bulabilen, hatta o dehlizleri inşa etmeye kadar gidebileceği konusunda bir kez daha ve yeniden öğrendiklerimin üzerine bir blok daha yerleştirdim. Doğrusu epeyce yıkıldım. Beton … Okumaya devam et Artakalan

Ben Mesela, ooOoo Şayir Batuhan – 2

Soruyor annesi, hangi kıyafetini giyeceksin? Bahriyelerimi, diyor dili döndüğünce. Çok sevdiği vapura bindirmek için annesinin onu götürdüğü Eminönü’nde görmüştü bir keresinde üç denizci askeri. Pırıl pırıl kıyafetlere aşık olmuştu. O zaman karar vermişti bahriyeli olmaya. Ağlaya sızlaya aldırmıştı annesine o üniformayı. Giydirdi üstünü annesi, altından ipliklere benzeyen uzunca saçlarını yana doğru taradı. Ağladı bir süre … Okumaya devam et Ben Mesela, ooOoo Şayir Batuhan – 2

313

Geçen yıl bu zamanlar çok kötüydüm. Hayat damarlarımdan biri kopmuştu. Şimdi daha az kötüyüm. Damar yerine bir pipet iliştirmişim de akışı yarım yamalak o şekilde sağlıyorum. Önce uzaklığa ve özlemlerime göre sınıflandırmak istedim ama bu soyutluğu tarif edecek kabiliyette değilim. Üç yıl, bir ay ve üç gün boyunca mevsimlerine ayırdım İstanbul’dan çıktıktan sonra üstlendiğim ne … Okumaya devam et 313

Loch yani Delik

Çok yıllar evvel söylemiştim, hayatımı sık sık altüst ediyorum, çiğ kalan yerlerim de pişsin diye. Ama kendimi tavadaki ateşin büyüsüne kaptırıp biraz fazla pişirmiş olabilirim. Derin bir yanık tadı geliyor. Bu torna beni benden aldı, bambaşka bir adam oydu geriye kalan madeni kütleden. Çok acıklı şeyler de yaşandı. Birkaç saat dursanız tüm cilanızın döküleceği yerlerde hayatta kaldım dört yıl.

Eriyik

Bir tuhaflık var.Bu yaşıma kadar kendimi gizlemek için üzerime sardığım ne varsa uçup gitmiş. Çıplak kalmış gibi hissediyorum. Bir kırılma yaşadım. Tuz buz oldu içinde saklandığım kabuk. İlk başlarda alev gibi bir şeydi; yakıcıydı. Ama arındıran bir yanış oldu bu. Benliğimin, hatta fiziğimin yeniden şekillendiğini, çevreyi ve dünyayı algılama şeklimin değişmesini izliyorum şimdilik. Mümkün olduğu … Okumaya devam et Eriyik