Çoğalan Bir Enkaz

Birazdan okuldan gelecek hergele. Üstünü başını çıkardığı yerde bırakıp mutfaktan bir yarım ekmek arası kayıntı kapatarak sokağa fırlayacak. Top peşinde koşturacaklar öğlen sıcağında. Belki üzerine paslı çiviyle adını kazıdığı bilyalısı bekliyor kapıda. Ertesi gün açığa çıkacağını bile bile ödevinin olmadığını söyleyecek kadar gözü pek enayinin. Sonra gelecek önce Ozmo’yu izleyecek. Seviyor Captain Boot’un huysuzluğunu. Onun gibi huysuz bir adam olmak istiyor büyüyünce nedendir bilinmez. Ama pek de önemli değil bu ideal. Zaten Pokemon’u beklerken sıkılmamak amacı. Çocukluğu da dâhil bütün programlar bitince, kalkıyor benim aptal yavrucuğum yerinden. Bir ceket alıp üzerine çıkıyor evden. Geçiyor sokaklardan çünkü bilmiyor başka ne yapılabilir sokaklarla. Kendine görünen her siluetin peşinden yürüyor yavrucuğum. Yazık. Bilmiyor oraları hiç. Fısıltılara kanıyor. Etlerinden koparıyor vahşiler. Kırılıyor yavrumun birkaç yerinden hevesi. Varsa yaşamın dış duvarlarına sanki rahatı şenliklerle gelecek.  

Dönüyor yavrum arayışından başladığı yere. Buldukları değiştirmiş yüzünü. Diri görünüyor ama içi çoktan terk etmiş dışını. Epeyce eksildiğini taşıdığı boşluklar anlatıyor. Belli ki artık bir anlam yaratacak kuvveti yok. Onu nasıl yok ettiklerinden bahsediyor ifadesizce. Kendini çarçur etmede pek bi’ mahirmiş. Ah yazık! Ne yapsa kendinden bu laneti atamamış. Gözünden kanlar geliyor yavrumun. Çünkü öyle olsun istediği ne varsa kendi gerçeği sanıyor. Şimdi boşluklarda dokunarak el yordamıyla yolunu bulmaya çalışıyor. Ona yetişemedim ama o hep beni ayakta tuttu. Artık huzur içinde ölebilir.  

Çıkmaz yolların müdavim yolcusu ben,

Topraktan yaratılan değilim artık. 

Bölüm Sonu Canavarı

Bir Cevap Yazın