Ren Nehri’ne Benzerken

bir çığlıktan dünyaya gelmiş
doğurmuş gibi onu bir çığlık
o da işte
giymiş üzerine yıpranık bir elbise
dolanmış sokaklarda onu doğuran gibi
mermerden yastıklarda buluşmuş kendisiyle
bir kitap nüshasından alıntı gibi yaşamış
ne değişirmiş sanki ecelden biraz önce ölse
kalbi yaşamaktan çatlamış
cinayet mahalline dönmezmiş hiç
katiller arasında bile ayrı bir tavrı varmış
çok zaman önce bir dolunay gecesinde öldürülmüş
çünkü gecenin iyisinden anlarmış
içinde buldukları ceset hiç yaş almamış
emin değilmiş her şey yolunda mı
yoksa uçurum kenarlarını mı benimsemiş
ne enflasyon ne katliamlar
kendi iç ülkesinde en büyük milli sorunmuş
herkesi tam yapmışlar, bir o yarım kalmış
insanın da ağaç gibi devrilebileceğine inanmış
ren nehrine baka baka ona benzemiş içi
geceleri soğuk ve simsiyah akmış
herkes salondan dağıldıktan sonra
mutlu biten bir hikâyesi varmış
her eşikte öldürmeye kararlı
bir katilin gölgesiyle karşılaşmış
bir dağın duruşuna benziyormuş üzüntüsü<
sanki hep oradaymış
sanki hep orada olacakmış
heybetinde tanımsız bir çekim
heybesinde iplerden sarkan cesetler
göğsüne toprak atsalar
mezar taşı sanacaklarmış yüzünü
bağırsa duracak mı kanaması bilmiyor
canım İsmail sen ne yazık yaşamışsın
hak edişinmiş artık senin ölüm.

Bir Cevap Yazın