
kimim ben diye sorduğunda başladı kanaması
neyse ki zaten sadece açık yara halinde var oluyordu
belki dedi olması gerektiği şekilde olmuştur her şey
anlarsın ya işte güneşin öylece doğması ya da
yağmurun niye yağması gibi
ne gelmişse başına türlü türlü, hepsini o çağırmıştır
bunları düşünüyor avluda otururken kurşun asker
avludaki kuşlarla anlaşıyor bakışlarıyla
belli ki havalananlardan birinin kanadına
bir pusula iliştirmek istiyor
eski güzel günlerden bahseden
bir şeyleri anımsadığında anlıyor
bilmediği ormanların karanlıklarında kaybolduğunu
nasıl izah edebilir bunu bir faniye bilmiyor
sevindiği ne varsa uzaklarda mağlup edilmiş
eve dönebilenlerin uzuvları eksik
örneğin kalbi yerinden sökülmüş kurşun askerin
bir iksirdi, etkisi geçti diyor
kalbinin söküldüğünden henüz haberi yok
ölecek farkına varırsa
bu yüzden yağmalanan şehirlerde kalan
hayat hikâyesini düşünmekle meşgul oluyor
çünkü sadece düşünürken
bir hayat hikâyesi varmış gibi görünüyor
gündüzleri çiçek toplardı kurşun asker
asker olmadan önce
geceleri yıldızları izlerdi
çiçeklerin ve yıldızların taşıdığı gizemleri bilirdi
ekmeğin ve emeğin büyük kısmını bölerdi
yakasına papatyalar takıştırana
düşmek değil kalktığında yerde kalanlardı bütün davası
düşüp eksilmeye devam etti hiç kalmayana
ve göğsündeki boşlukla göz göze gelene kadar
vay be kurşun asker, papatya toplayan çocuk
senin de artık kalbin yok
doğrusu nasıl baş edeceğini bilmiyor bu boşlukla
eriyik bir şeyler gibi işte sızılmış en ince kısımlarına kadar
bundan sonra güneş değmeyen ağaç diplerinde yatacak
kalanlar onu anımsayacak mı bilmiyor
şimdi yaşadığı ne varsa bir parmak çukura sığıyor
Bölüm Sonu Canavarı