karanlığın içinde oturmuş
sakallarını koparıyorsun,
sakallarından alıyorsun
bütün geçmiş intikamlarını.
kendine zarar vermek senin bilincin.
suratı pastel boyayla çizilmiş
bir kukla olmak isterdin elbet
–karanlığını bir uçak kısmen bozuyor-
bildiğin her şeyi
pastel boyalarla çizilmiş
bir gülümsemeyle anlatmak.
üzücü buldun yaşamın sana tavrını,
üzücü şeyler senin bilincin.
Karanlığını saran sokaklardan
sesler yükseliyor camlara doğru.
masada yatıyor
boynu kırık bir leş gibi geleceğin
gölgesi büyüyor
karanlığa rağmen
karanlıktaki görüntüler senin bilincin
bir aynanın karşısında izliyorsun kendini
yüzünde donuk bir bakışla
karanlığın içine çektiği yansımana.
gözlerin kin ve yaşla bakıyor sana
dünyana
dünyaya
dünyalarına
dilini çekip koparttın
çıkartmamak için kutusundan çığlığını
kalbini ve yarınları kararttın,
karanlık senin bilincin.
acına karşılık gelen şiirler düşledin
acına karşılık gelen
şiirlerin yazıldığı acıları da.
uzaya çevirdin yüzünü çaresiz
içine sakladığın karanlıktan
altında silinip gittin pek çok şeyin
vaktin ve gücün yok
bir kalp krizi
ya da bir süpernova falan
ki dünya
dünyan,
dünyaları,
görsel bir şölen ile silinip gitsin
silinmek senin bilincin
sakin bir müzik olarak düşledin elbet yaşamı
tren gürültüleriyle uyandın
tren gürültüleri senin bilincin.
Bölüm Sonu Canavarı: