“Mermer bir kayıkla geri döndük
diğer yarısına acının,
usulca çekildi deniz,
son bulduk, yenildik.“
-Kaan İnce

Bir şey yapma isteği doğdu içimde. Hatırladığım ilk anımdan bugüne doğru hatırladığım şeyleri yazdığım bir seri yapacağım. Kaç tane olur, bilmiyorum. Ben Mesela, ooOoo Şayir Batuhan olacak ismi. Oradaki “ooOoo” bir nida olarak kullandığımız “ooOoo”. Örnek: “ooOoo yakıyorsun…” öyle bir “ooOoo”. Ben Mesela, ooOoo Şayir Batuhan. Alzheimer gelmeden not alayım dedim, ben kimim diye. Sağlıklı olursam da ben kullanırım. Gott sei Dank, hafızam çok iyidir. İyi-kötü ayırmadan, genel ölçekten baktığımda anılarım 4 yaşından başlıyor. Her günü hatırlayacak kadar iyi değilim maalesef; ama o anda, o körpe halimle güçlü duygular hissettiğim her şeyi anımsıyorum. Ben artık otuz dokuz yaşına giriyorum. Her zaman kafam böyle çalışmayacak. 5–10 seneye performans düşüşleri başlar bence. Hatıra unutulur, yazı hep bizimle. Bazen maalesef, bazen iyi ki.
Bu serimizde kah ağlayacağız, kah güleceğiz, kah benden tiksineceğiz, kah “oha, bu nasıl insan” diyeceğiz. Hiçbir şeyi gizlemeden, arsız yüzsüz bir şekilde yediğim herzeleri ortaya sereceğim. Aylara, yıllara yayılacak bir seri olacak. Doğrusu, durduk yere böyle bir seri yapma isteğimin olmasından biraz kıllandım. Kız, öleceğim mi; nedir, hastalık mı çıktı acaba? Gerçekten öyle olsa şimdi bu yazı ne sükse yapar, he. Dergilerde falan yayınlarlar kesin. Her yerde paylaşırlar “hissetmiş rahmetli ölümünü” falan diye. Mezarımda taklacı güvercine dönerim… Komik olurdu öyle bir şey, düşününce. Yani ben komik buldum, sizi bilemem.
Geçtiğimiz günlerde epeydir yapmadığım bir şeyi yapmak istedim; açtım sayfalarımın istatistiklerine baktım. Demografik yapıya bakınca artık baskın yaşın benim yaşımdaki insanlar olduğunu gördüm. Önceden öyle değildi. Yani siz de yaşlanıyorsunuz, sadece ben değil. Erkek okur profilim yükselmiş. Derbeder oldu herifler. Nasıl olmasın ki…
Yol aldıkça kıymeti olan şeyler de azalıyor. Masadan eksilen sadece dostlar değil yani. Odadaki eşyalar da eksiliyor. Beş yıl önce hayati önem taşıyan şeyleri şimdi aybaşı oldum mu ara bezi diye kullanıyorum… Kalabalık içinde hiçbir şey olmamışçasına osurup geğirebilen yaşlıları şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Aslında çok büyük hareket. Herkesi yok sayma, köpek çekme. Böyle protest tavrı Ahmet Kaya şarkılarında bulamazsın. Öyle oluyor ama. Her şey basitleşiyor. Etrafında dönen mücadelelerin arka planını gördükçe insanın tiksintisi harlanıyor. Bütün bunlar hayret etme duygusunu yok ediyor. Şaşırmak insan olmaktır. Artık şaşıramıyorum, olan biten ne ise. Dehşet adına ne varsa, hepsinden bir kaşık aldım, en az. Daha bir sürü tadılmamış tabaklar da var; ama artık her kaşığın bir dehşet getirdiğini biliyor olmak her şeyi otonom hâle getiriyor. İşte ondan sonra ben de Fatih’ten yarım kalan yarım şarabı bir içtim… Dedim, bari hatırlayabildiğim ilk hatıramdan başlayacağım yazılar yazayım. Ansızın ölürsem, anıt mezar olarak kullanırsınız. Serimiz yakında başlıyor. Bu haberiydi. Hanemize hayırlı olsun…
Bölüm Sonu Canavarı