Belge1.docx

Merhaba,

Nasılsınız? Epeydir yazmıyorum sanırım. Çünkü artık bilgisayarım var, götüm kalktı. Şaka şaka. Bu arada, benim bilgisayar ihtiyacımı görüp de bana mesaj atarak, sorgusuz sualsiz, direkt olarak adresimi isteyen ve akabinde bana kullanmam için bir bilgisayar gönderen Simurg Art Yayınları, çok teşekkür ediyorum. Bilgisayarım olmadığında, yapacak daha iyi bir şey olmadığından, telefondan bilok yazıyordum. Bilgisayarım var olduğunda, yapacak pek çok şey var. Mesela Mynet Çanak Okey. Bu da şaka. Pişti dahil kıraathanelerde oynanan hiçbir oyunu bilmiyorum. Ne bileyim işte, insan bilgisayarı olduğunda ne yapacağını şaşırıyor. Günde üç yüz yetmiş sekiz tane farklı şeyle uğraşıyorum, hepsi de bir şeyler öğrenmeye ya da sunmaya yönelik. Araştırıyoruz işte olm. Alakam olsun olmasın, işime yarasın yaramasın. İki gram aklımı nerde lüzumsuz bilgi var, onla doldurma telaşındayım. Dosya hazırlıyorum, o kadar çok bilgi lazım ki günün yarısı zaten 10-15 yıl önceki arşiv haberlerini tarayıp bilgi süzmekle, işime yarayacak olanları not almakla geçiyor. Sıkıldığım noktada bırakıp birkaç dizim var, birer bölüm izliyorum. Sonra gece oluyor zaten. Gece de gündüz edindiğim bilgileri biraz daha işleyip, işime gelecek vaziyete sokmaya çalışıyorum. En sonunda sokucam böyle vaziyete.

Neyse. Ben bugün bireysel tarihimi kurcalarken, eski ama yayınlamadığım bir yazımı buldum. Onu biraz modifiye etmek istedim. Beğendim yazıyı. Ben kendi yazdıklarımda seçiciyimdir beğeni konusunda, her yazdığımı beğenmiyorum. Nadir görülen bir şey kendi içimde. Ben bunu nasıl yayımlamamışım diye düşündüm. Sonra belki dedim unutmuşumdur, belki bugüne kısmetmiş. Kısmete inanır mısınız? Ben inanmıyorum. Sonsuz olasılıklar ve tesadüflerden, şahsi çıkarlarına uygun olmayanlar denk gelince, insan kendini kısmetsiz diye kimliklendiriyor. Her karşılaştığı işine yarayan da kısmeti bol biri oluyor. Kısmet ile ilgili çok ayıp deyişler de biliyorum.

Neyse. Ben sizi yazıyla baş başa bırakayım.

Kendine iyi bakıyosun.

Bilinç Akışı Volume: 1   

Bir rüyanın yüzeyine mi dokunuyorum ne? Yaralar, artık çıkmıyor. Tedavi ile oturup sohbet ediyoruz. Bir Didjeridu gürültüsü ıstıraplandırıyor her yeri. Her yerimi kapıyor kerpeten gibi eski şeyler. Karanlık bir bubi tuzağı. Karanlıktaki bir bubi tuzağı. Bir bubi tuzağındaki karanlık. Bir tuzaktaki bubi karanlığı.

Eski şeyler gün batımında. Eski şeylerde bir güneş turuncusu ve ayartan bir dalıp gitme hali çok uzaklara. Kentlerin ve is kokan akşamların güzelliğine inanmıştım. Kiriş köşelerinden odanın tüm duvarlarına hızla yayılıyorum. Odadan kentin duvarlarına, kentin duvarlarından dünyaya. Korkunç kişilerin, korkunç gözleri beni izliyor bin yıl öteden.  

Yaşasın silah tüccarlarının kardeşliği! Teknoloji; müthiş! Bizi yerin altından götürüyor. Allah; harika! Her yerde nakde çevrilebiliyor. Bu makyajı tanıyorum. Daha önce sürünmüştün. Bir demire binip kaçacağım kendimle beraber. İnsan olmak güç. Sigortası yok. Politika; güzel sikiş.

İdeoloji; oh yes. Bir din gibi yayılıyorum evin diğer duvarlarına. Bir ilâh gibi kaplıyorum binaları. Yo, üzüm suyu değil bu. Kanım dökülüyor kısaca. Pıhtılarla yamadım yamaladım defoları. Dünya dönüyor ama bazı iyi niyetlere dilim dönmüyor.

Sevdiğim herkes manzaralarıma baksın isterim. Tatlı bir zehrin tesiri altındayım. İhtimaller göz kamaştırır. Yaşam damarımı dişlerimle kopardım. Ahenkle yumruklaşan saçlar düşünüyorum reklam aralarında.

O sokaktan son kez çıkmışım. Ses, ilk unutulan titreşimdir. Bunu sonra bildim. Cinnetle tanıştım. Cama elimi sokuyordum. Kendi tarihimde gördüğüm en güzel yağmur yağıyor, Cumhuriyet’inkini, bilmiyorum. İrkildim.

Yıldırımlar, gölge düşürüyor duvarlarıma. Düpedüz korku filmi bu. Keşke bir piyanoda tel olarak dünyaya gelseydim. İyot kokusu güzel hatıralar taşır. Yaşam nezaketsiz, kibarlık bilmiyor. Dokunduğum her şey ellerimi yara ediyor.

Kanmak kanamalı bir hastalık. Kalbini yere serenin soyadı Balboa değil. Çok eskidendi, sel basmıştı bütün parçaları. Ay iri bir göz gibi duruyordu. Biri ona sarılsın. Şeytan da olsa. Lazım diye dili icat ettik. Gerekli diye sürekli yok oluyoruz. Muzla yarı yarıya aynıyız. Papatyalar kırlarda geçimini nasıl sağlıyor? Bahar her zaman gelir. Şeytanı teke tekte alırım. Belge1 diye kaydedeceğim bunu.

Günler birbirine benziyor. Tek yumurta ikizi. Zamanının taşaklarından fırlamış.

Bölüm Sonu Canavarı

Bir Cevap Yazın